İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran’ın yeniden saldırıya uğraması durumunda “elindeki tüm imkânlarla karşılık vereceğini” belirterek ABD’yi uyardı. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik tehditlerini bir kez daha dile getirmesinden bir gün sonra geldi.
Arakçi’nin uyarısı, Salı günü The Wall Street Journal’da yayımlanan bir köşe yazısında yer aldı.
“Güçlü silahlı kuvvetlerimiz, yeniden bir saldırıya uğramamız halinde elimizdeki tüm imkânlarla karşılık vermekten çekinmez,” diye yazdı. Arakçi bu sözleri, İsrail’in geçen yıl haziran ayında İran’a karşı başlattığı ve 12 gün süren savaşa atıfla dile getirdi.
Dışişleri Bakanı, bunun bir “tehdit” değil, “açıkça ifade edilmesi gereken bir gerçek” olduğunu söyledi ve ekledi: “Bir diplomat ve bir savaş gazisi olarak savaştan nefret ediyorum.”
Arakçi ayrıca, “Topyekûn bir çatışma son derece yıkıcı olur ve İsrail ile onun müttefiklerinin Beyaz Saray’a pazarlamaya çalıştığı hayali takvimlerden çok daha uzun sürer. Böyle bir savaş mutlaka tüm bölgeyi içine çeker ve dünya genelinde sıradan insanları etkiler,” dedi.
Geçen hafta İran, muhtemel bir ABD saldırısına karşı hazırlık olarak hava sahasını kapattı. Özellikle Körfez Arap ülkeleri başta olmak üzere Orta Doğu’daki bazı ülkelerin diplomatları ise Trump’a saldırıdan vazgeçmesi için kulis yaptı.
Gemi takip verilerine göre, son günlerde Güney Çin Denizi’nde bulunan USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Salı günü Güney Çin Denizi ile Hint Okyanusu’nu birbirine bağlayan kritik bir geçiş noktası olan Malakka Boğazı’ndan geçti.
ABD Savunma yetkilileri, uçak gemisi taarruz grubunun Orta Doğu’ya yöneldiğini açıkça söylemekten kaçınsa da, geminin şu anda Hint Okyanusu’nda bulunması bölgeye ulaşmasının sadece günler meselesi olduğu anlamına geliyor.
Trump’ın son tehdidi
Arakçi’nin açıklamaları, Trump’ın bir gün önce İran’ın ABD liderine suikast düzenlemeyi başarması halinde “yeryüzünden silineceği” yönündeki tehdidini yinelemesinin ardından geldi.
Trump, Salı günü yayımlanan News Nation röportajında şunları söyledi:
“Çok net talimatlarım var. En ufak bir şey olursa, onları yeryüzünden silecekler.”
Aynı günün erken saatlerinde, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’e yönelik olası tehditlere yanıt olarak İranlı General Ebulfazl Şekarçi, Trump’ın rollerin değişmesi halinde Tahran’ın geri adım atmayacağını zaten bildiğini söyledi.
İran devlet medyasının aktardığına göre Şekarçi şu ifadeleri kullandı:
“Trump biliyor ki liderimize uzanacak saldırgan bir eli sadece kesmekle kalmayız — ve bu bir slogan değildir. Onların dünyasını ateşe verir, bölgede hiçbir güvenli alan bırakmayız.”
Trump, Beyaz Saray’a dönüşünden kısa süre sonra, bir yıl önce de benzer bir tehditte bulunmuş ve gazetecilere, “Bunu yaparlarsa, yok edilirler,” demişti.
Kanlı protestolar
İran, 1979’daki İslam Devrimi’nden bu yana görülen en büyük hükümet karşıtı protestolarda yaşanan şiddetin etkisini hâlâ üzerinden atabilmiş değil.
İnsan hakları örgütleri protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısını doğrulamaya çalışıyor. ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı, ölü sayısının en az 4.519’a ulaştığını, 26.300’den fazla kişinin ise tutuklandığını bildirdi.
Pazar günü bölgede görev yapan bir İranlı yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada yetkililerin en az 5.000 kişinin öldüğünü doğruladığını, bunlar arasında yaklaşık 500 güvenlik görevlisinin bulunduğunu söyledi. Yetkili, ölümlerden “teröristleri ve silahlı provokatörleri” sorumlu tuttu ve “masum İranlıların” onlar tarafından öldürüldüğünü öne sürdü.
İranlı yetkililer, huzursuzluğun arkasında giderek daha fazla dış güçleri işaret ediyor; başta İsrail ve ABD olmak üzere uzun süredir rakip olarak gördükleri ülkeleri istikrarsızlık yaratmak ve sahada operasyon yürütmekle suçluyor.
Al Jazeera ise ölü sayısını bağımsız olarak doğrulayamadığını belirtiyor.
İnternet kesintilerine rağmen İran’dan sızan görüntülerde, güvenlik güçlerinin silahsız olduğu anlaşılan protestoculara karşı defalarca gerçek mermi kullandığı görülüyor. Arakçi ise bu konuya değinmedi.
Yorumlar