Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında olası yeni bir nükleer anlaşmaya dair dolaylı görüşmeler yeniden başladı. Başkan Trump yakında “iyi haberler” gelebileceğini söyledi; ancak her iki taraftaki müzakereciler de sert tutumlar benimsiyor. Trump yönetimiyle müzakere konusunda İran’ın bakış açısını anlamak için, Tahran Üniversitesi’nde siyaset analisti ve profesör olan Seyyid Muhammed Marandi’ye ulaştık. Marandi, uranyum zenginleştirme konusundaki tıkanıklığın İran’ın egemenlik meselesi olduğunu vurguluyor.
- SEYYİD MUHAMMED MARANDİ: İran, ABD’nin yaptırımları bir silah olarak kullandığını biliyor. Bu yüzden İran, kendi yakıtını üretemediği sürece reaktör inşa etmeyecek. Nitekim geçmişte İran’ın benzin sıkıntısı yaşadığı bir dönemde ABD, bizzat benzinin ithalatını engellemeye çalışmıştı. ABD böyle davrandığında, doğal olarak İran da enerji güvenliği — buna nükleer enerji de dahil — konusunda çok dikkatli davranacaktır.
- MARTÍNEZ: Başkan Trump, bu görüşmelerde iyimserlik için bir sebep olduğunu söyledi. Ama İran açısından bakıldığında, gerçekten bir ilerleme hissi var mı?
- MARANDİ: Trump’ın ne demek istediği belirsiz çünkü farklı günlerde farklı şeyler söylüyor; bu yüzden söylediklerini ciddiye alamayız. İran için tek önemli olan, müzakere masasında ne olduğudur. İran, tehditlerle gözdağı verilebilecek bir ülke değil. İranlı müzakereciler için belirleyici olan, İran’ın egemenliğini korumak ve ülkeyi ABD yaptırımlarına karşı savunmasız bırakmamaktır. Bunun ötesindeki her şey çözülebilir. Ama ABD’nin içinde neoconlar ve Siyonist lobi var; onlar kendi önceliklerine sahip. Onların önceliği İsrail’dir ve bu, müzakerelerin gidişatını ciddi şekilde etkileyebilir.
- MARTÍNEZ: Trump, 2018’de orijinal nükleer anlaşmadan çekildiğine göre, İran’ın şu an ABD’ye bir müzakere ortağı olarak güven düzeyi nedir?
- MARANDİ: İranlılar hiçbir zaman ABD’ye güvenmedi. Amerikalılarla yaptığımız pek çok anlaşma oldu ve hepsi — istisnasız hepsi — bozuldu; 1980’lerde, 1990’larda, hatta son yirmi küsur yılda sözde teröre karşı savaş döneminde de. Trump da önceki ABD liderlerinden farklı değildi ama bir anlaşmayı yırtıp attı. Bu da yeni bir anlaşmayı müzakere etmeyi İran için daha da zorlaştırıyor; çünkü varsayalım ki bir anlaşma imzaladık, ertesi sabah Trump’ın Truth Social’da anlaşmayı reddeden bir paylaşım yapmayacağını nereden bileceğiz?
- MARTÍNEZ: İsrail’den, eğer bu görüşmeler başarısız olursa İran’ın nükleer tesislerine saldırabileceğine dair uyarılar da geliyor. İran bu tehditleri ne kadar ciddi görüyor?
- MARANDİ: İsrail rejimi, ABD’nin desteği olmadan İran’a saldırı gerçekleştiremez. Son saldırılarında da ABD yanlarındaydı. Körfez ülkelerindeki ve Türkiye’deki radar tesislerini kullandılar. Ancak eğer İsrail rejimi saldırırsa, İran nükleer tutumunu değiştireceğini açıkça belirtti. Bu İsrail rejimi için de iyi sonuçlanmaz; çünkü İran çok sert karşılık verir ve bunun farkındalar. Fakat sorun şu ki Netanyahu kendi siyasi hayatta kalışı için mücadele ediyor; rejimin çıkarları için değil. Eğer rejimi zayıflatmak kendi iktidarını koruyacaksa, onun için bu kabul edilebilir bir durumdur.

- MARTÍNEZ: Trump şu anda çok hevesli görünse de, bir anlaşma hâlâ oldukça uzak gibi duruyor.
- MARANDİ: Bir anlaşma yakın da olabilir. Bu Trump’a bağlı. Trump İran’ın egemenliğini tanır ve kabul ederse bir anlaşma yapılabilir. Aslında çok zor olmaz. Ama eğer Trump, İran’ın egemenliğini ihlal eden bir şeyi dayatmak isterse, böyle bir anlaşmanın gerçekleşme ihtimali sıfırdır. İran muhtemelen dünyadaki en bağımsız ülkedir. Devrim, büyük ölçüde onur ve egemenlik meselesiydi ve İran halkı bundan asla vazgeçmeyecektir.
- MARTÍNEZ: Tahran Üniversitesi profesörü ve siyaset analisti Seyyid Muhammed Marandi bizimleydi. Düşüncelerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederiz.
- MARANDİ: Ben çok teşekkür ederim.
Yorumlar