Güney Afrika’nın Apartheid karanlığında, adalet adına yükselen seslerden biri İmam Abdullah Harun’du. 1924’te Cape Town’da dünyaya gelen Harun, Mekke’de aldığı İslami eğitimin ardından ülkesine dönerek sadece bir imam değil, aynı zamanda özgürlük ve eşitlik mücadelesinin öncü figürlerinden biri oldu.
Onun mücadelesi, sadece dini bir görevden ibaret değildi. Harun, minberden yaptığı konuşmalarla sistematik ırkçılığa meydan okuyor, toplumun tüm kesimlerine cesaret aşılıyordu. Hutbelerinde sıkça şu cümleyi tekrar ediyordu:
İnsanların rengi değişebilir; ama adalet arayışı asla değişmez.
Bir Halkın Vicdanı
1955’te Al-Jamia Mosque’de imamlık görevine başlayan Harun, cemaatini yalnızca dini yönden besleyen bir lider değildi. O, siyasi bilinci yüksek, toplumun yaralarını gören ve bunu dile getirmekten çekinmeyen bir duruşun temsilcisiydi.
Hutbelerinde Apartheid rejiminin ayrımcı politikalarını açıkça eleştiriyor, Müslümanlara ve tüm Güney Afrika halkına birlik çağrısı yapıyordu. Şu sözü, mücadelesinin özeti niteliğindeydi:
Zulme sessiz kalmak, zulmün bir parçası olmaktır.
Abdullah Harun
Gözaltı Günleri: Bir Direnişçinin Susmayan Çığlığı
28 Mayıs 1969’da polis tarafından “ifade vermek” üzere çağrılan Harun, tam 123 gün boyunca gözaltında tutuldu. Rejim, onun sesini kısmak istiyordu; ancak Harun, işkencelerle dolu bu süreçte bile duruşundan geri adım atmadı.
27 Eylül 1969’da şüpheli bir şekilde hayatını kaybettiğinde, resmi açıklama “merdivenden düşme” oldu. Fakat otopsi bulguları ve tanıklar, onun sistematik işkence sonucu öldürüldüğünü ortaya koydu.
Halk ise gerçekleri biliyordu:

Onlar onu öldürdüklerini sandılar; oysa Harun’un sesi, bizim vicdanımızda yaşamaya devam ediyor.
Bugün de Yankılanan Bir Miras
Abdullah Harun’un mirası, Güney Afrika’da insan hakları mücadelesinin temel taşlarından biri olarak görülüyor. Onun cesareti, sadece Müslüman toplumu değil, ırkçılığa direnen tüm halkları etkiledi.
Abdullah Harun, yalnızca bir din adamı değil; bir toplumun vicdanı, bir direnişin simgesi ve adaletin sesi olarak tarihe geçti. Onun hikâyesi, ırkçılığı, baskıyı ve zulmü reddeden herkes için ilham kaynağı olmaya devam ediyor.
Güney Afrika’nın karanlık günlerinde minberden yükselen bu ses, bugün hâlâ dünyanın dört bir yanında şu mesajı hatırlatıyor:
Adalet susturulamaz!
Yorumlar